Bir Yazar Asla Sırrını Söylemez

                                             BİR YAZAR ASLA SIRRINI SÖYLEMEZ

 

    “Bir illüzyonist asla sırını söylemez”

    Revani, gittikçe kalabalıklaşan meydana baktı. Gösterisi henüz bitmişti. Her Çarşamba gösteri yapmaya başladığından beri, kalabalık artmaya başlamıştı. Sadece kalabalık artmamış, aynı zamanda ondan gösterinin sırrını isteyenler de çoğalmıştı.

    Her zaman olduğu gibi bu kalabalıktan kaçmak için, bir karış büyüklüğündeki asasını uzatıp, tahta bir ata dönüştürdü. Tahta atın üzerine biner binmez at havalanmaya başladı, ve arka sokaklara doğru kayboldu.

   Revani, tahta atıyla giderek şaşkına dönen kalabalığı, arkasında bıraktıktan sonra, kuytu bir sokağı gözüne kestirip atından indi. Asasını tekrar eski haline getirmeye çalıştı, ama bir türlü at eski haline dönmüyordu. Bu sefer ata vurmaya başladı. Tabii ki de at tahtadan olduğu için canı yanmıyordu.

    Revani, bir süre ata vurduktan sonra yoruldu. Vurmayı bıraktı, birkaç dakika sonra asa kendi kendine eski haline döndü. Bir süre bir bankta oturup dinlendikten sonra, hiç tanımadığı bir ses duydu.

 “Bana vurduğun için sana kızgınım”

   O sırada Revani ayağa kalkmış etrafına bakıyordu. Bankın altına baktı, sağına baktı, soluna baktı, hatta en yakın dükkanlara girip baktı. Bir süre sonra yorulup, tekrar bankın üstüne oturdu. “Yanlış duymuşumdur” dedi içinden. 

   “Bana vurduğun için sana kızgınım.” 

     Evet bu sefer kesin duymuştu. Bunun üzerine,

   “Sende kimsin” dedi Revani. Çatlak ses tekrar duyuldu.

    “Benim ben. Az önce vurduğun biricik asan!”

   Bunun üzerine Revani, cebine koyduğu bir karış büyüklüğündeki asayı, iki elini açıp birleştirerek, avucunun içine koydu.

    “Gerçekten de sen misin?”

    “Evet benim. Ne sandın.” Dedi alaycı bir ses tonuyla asa.

     “Yani… sen… konuşabiliyor musun?”

     “Tabii ki de konuşabiliyor. Çünkü onu ben yazıyorum.” 

      Şaşırma sırası sadece Revani'de değildi. Bu sefer ikiside tanımadığı bir ses duymuştu.

      “Sende kimsin” dedi Revani. Asa da gelecek cevap için dikkat kesilmişti.

      “Ben yazarım. Sizi yazan kişi benim! Kısacası, bana teşekkür etmelisiniz”

      Revani ve asa birbirlerine baktılar. Hayatlarında hiç yazar diye birini duymamışlardı.

       “Nasıl yani?” dedi Revani “sen bizi mi yazıyorsun?”

     “Evet, sizi yazıyorum. (Sonuçta ben bir yazarım.) Üstelik kendi hayal gücümle. Yani siz bir hayal ürünüsünüz de diyebiliriz.”

     Yazar bunları söyledikten sonra, asa ve Revani biraz üzüldü. Çünkü, gerçek hayatta var olmamaları üzücüydü. Üzüldüklerini gören yazar, onları teselli etti. Sonuçta herkes bir hikâye kahramanı olamazdı.

     “Peki nasıl hikâye yazıyorsun” dedi Revani heyecanlı bir ses tonuyla.

     “Eee…” dedi bunun üzerine yazar, “bir yazar asla sırrını söylemez.”

          

                                                                                                                    ARHEZ AMTAF 

 

                                                                                                  

 

    

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanıma Gel Çekirge

Diğer Herkesin Yaptığı Gibi

Komşunun Hikayesini Komşularına Anlatan Komşular