Kayıtlar

SLM BEN KATİL

 "Gcıırrtttt" Pen, gecenin bir saatinde gelen bu sesten ürktü. Ses tekrar tekrar geliyordu. 'hayal gücüm' diye düşünerek uyumaya çalıştı, ama ses gittikçe çoğalıyordu. Yavaşça yatağından kalkıp, soğuk ve kararnlık koridora çıktı. Evde yanlızdı. Kim olabilirdi ki. Bir adım atıp, "orada biri mi var?" Diye fısıldadı.  "Slm ben katil" ARHEZ AMTAF  Gotik hikayelerde niye sanki, "orda biri mi var?" Diye soruluyor ki. Sanki katil çıkıp, ben buradayım diyecek. Estağfurullah xd

SAÇMA SAPAN HABERLER 3

Resim
KORKUNÇ ŞEKERLER  "Şeker saçlarına dolanmıştı Ilkah'ın. O, şekerci dükkanının çırağıydı. Sabah bir kaç çocuk dükkana dadanıp camları taşlamışlardı. Pahalı şekerlerden çalıp, ortalığı dağıtmışlardı. Şimdi o da ortalığı toparlamakla uğraşıyordu. Ama şekerler üstüne başına bulaşıp her yerini yapış yapış yapıyorlardı.  Hiddetle doğrulup saçlarını ayırmaya çalıştı. Olmayınca oflayarak tekrar işe döndü.  Etraf hatırı sayılır şekilde toparlanınca, Ilkah, etrafa şöyle bir göz gezdirdi. Yılların dükkanı olduğundan, herşey tahta ve tozluydu. Köşedeki küçük kitaplığa baktı. Ne kadar silsede hiçbir zaman tozu gitmiyordu.  Kitaplığa yaklaştı. Bütün kitaplar eskiydi. Ama tam ortada sarı ciltli, yeni görünümlü bir kitap vardı. Bu kitabı daha önce hiç görmemişti. Almak için uzandı, dokunduğu anda ne olduğunu anlamadan küçük kitaplık bir kapı gibi açıldı. Duvarda karanlık bir koridor oluştu.  Ilkah ne olduğunu anlayamamasına rağmen, iç güdüleri onu karanlık hiçliğe doğru sürükl...

TUTSAK ORMANINDAKİ KABİR

Resim
Saat, gece yarısına geliyordu. Küçük bir oğlan çocuğu, ıssız, karanlık ve tehlikeli bir ormanda tek başına yol alıyordu. Aradığı bir şey vardı: Bir mezar. Efsaneye göre; kral Gaminal ölmeden önce, mezarını bulup onu bir hortlak olarak dışarı çıkartana bir dilek hakkı vereceğini söylemişti. Ve söylentilere göre Gaminal, tutsak ormanına gömülmüştü. Küçük oğlan, o bir dilek hakkına hayatında hiç olmadığı kadar ihtiyacı vardı. Ve işte buradaydı, tutsak ormanında. Acaba neden adı tutsak ormanıydı. Kasabadaki kimse bu ormana girmeye cesaret edemiyordu. Nedeni de aşikardı, ormana giren kimse bir daha asla geri dönmemişti. Ama o dönmek zorundaydı. Hedefine ulaşıp geri dönmek zorundaydı. Hedefine ulaşıp, istediğini aldıktan sonra geri dönmek zorundaydı. Neden mi? İşte onu o da bilmiyordu. Evet evet, bilmiyordu. Sadece bir dilek hakkına ihtiyacı olduğunu biliyordu. Peki o dilek neydi? Bak işte onu hiç düşünmemişti. O zaman neden oraya gidiyordu ki? Evet o dileğe ihtiyacı vardı, ama neden? Geride...

SAÇMA SAPAN HABERLER 2

Resim
ÜŞENGEÇLİKLE KALIN  "O gün istediği tek şey yatmaktı Sayse'nin. Sadece yatmak istiyordu. Boş boş tavana bakıyordu. Sanki duvardaki saat durmuştu, zaman çok yavaş akıyordu.  Yanındaki sehpanın üstündeki suya baktı. Hayli susaşmıştı. Ama o kadar üşengeçti ki, 234 karınca kadarlık yere uzanamıyordu. Doğrulmaya çalıştı. Acaba kaç saattir yerinden kıpırdamıyordu. "Ah!" Bir iniltiyle tekrar olduğu yere çöktü. Bir kaç saatin ardından, baktığı duvar çatlamaya başladı. Kalkıp çatlamanın nedenini öğrenmek yerine, yüzünü çatlak duvardan diğer duvara çevirdi. Dakikalar sonra baktığı duvar, aynı öbür duvar gibi çatlamaya başladı. Ama kalkmaya çok üşendiğinden gözlerini kapattı.  Biraz sonra duvarın yıkılma sesini duydu. Gözlerini açtığında karşısında yeşil bir fil duruyordu. Ama bu fil, fil gibi sümkürmek yerine, anırıyordu.  Arres ne yapacağını bilemedi. Hemen yetkilileri aramalıydı ama telefon 872 karınca kadar uzaklıktaydı, ve oraya gitmeye üşendiğinden yerinde kaldı.  Bi...

SAÇMA SAPAN HABERLER 1

Resim
 MUTLU BALKABAKLARI DİLERİZ "Her yıl yapılan 'en iyi balkabağı' yarışması bu yıl tekrar düzenleniyordu. Bakmayın öyle, o topraklarda balkabağı zor yetiştirilirdi. Kraliçe de balkabağını çok sevdiğinden ve bu civarlarda balkabağı bulunamadığından, kral böyle bir yarışma düzenlemeye karar verdi Başlarda ödül çok azdı. Kimse de balkabağı yetiştiremedi. Balkabağı yetiştiremediklerinden kimse bu yarışmaya katılmadı. Bunun üzerine kral yarışmayı kaldırıp, balkabağı yetiştirmeyi zorunlu kıldı. Halk isyan edince, yarışma tekrar getirilip, başına büyük bir miktar ödül verildi.  Yarışmaya katılan bütün balkabakları saraya gidiyordu. En iyisi belirlenince, sahibi çağırılıp ona ödülü veriliyordu. Kazanamayan balkabakları ise geri gönderilmiyordu, sarayda kalıyordu. Kraliçe ne şanslı ama! Arez kendini bildi bileli bu yarışmaya katılıyordu. Ve hiç kazanamamıştı. Ama bu yıl kazanmalıydı çünkü o paraya ihtiyaçları vardı.  Balkabağı yetiştirme mevsimi geldiğinde, her zaman olduğu gibi, to...

ÖZLERDİ ESKİLERİ

Resim
Bir yaprak düştü gökten,  Var mıdır onun varlığını sezen.  Anlamazdı kimseler onun acısını,  Yalnız olmanın ızdırabını. Tek başına yaşardı,  Yalnızdı.  Bir tek rüzgâr vardı,  O da gelir, giderdi… Kalmazdı uzunca, Durmazdı başucunda.  Ancak geldiğinde, Şenlik başlardı, yaprağa göre. Rüzgâr alırdı onu,  Bir oraya bir buraya savururdu.  Ayrılma vakti geldiğinde,  Nefesler tutulurdu. Yazı hiç sevmezdi,  Sıcaktan pişerdi.  Kış geldiğinde ise, Rüzgârı buyur ederdi. Aslında hiç istememişti,  Dalından gitmeyi.  Ama o zalim eller,  Bir dokunuşla koparıverdiler. O da isterdi çiçek açmayı,  Diğerleri gibi olmayı.  Ancak hayat öyle değildi,  Bir kere getirirdi. Sararırdı gün geçtikçe,  Kopuyordu hayattan tane tane,  İstemezdi böyle.  Özlerdi eskileri…                                    ARHEZ AMTAF 

Komşunun Hikayesini Komşularına Anlatan Komşular

Hadi, gelinde-kurabiye yapmış, Yapmış ama kurabiyenin tadı tuzu yokmuş. Demiş gelin, “kime versem bu tatsız kurabiyeyi” Aklına gelmiş birden ihtiyar komşusu. Çalmış gelin, komşusunun kapısını, “Tık tık tık” gelmemiş içerden ses. Bu sefer daha güçlü, “TIK TIK TIK” Açan olmamış “tıkı tıkı tık.” Beklemiş biraz gelin, Açar belki, alır kurabiyeyi. Beklemiş beklemiş, “TIK TIK TIK” Açmış komşu kapıyı, Almış kurabiyesini. Haberi yokmuş kadıncağızın, Kurabiyenin tadından. Komşu bakmış kurabiyenin tadına, Tadı tuzu yokmuş meğer. Almış bir tuzluk eline, Başlamış tuz ekmeye. Görenler şok olmuş, “Ne yapıyorsun” diye sormuş. “Tuz ekiyorum” demiş komşu, “Tadı tuzu yok bunun” Vah vah vah. Ne acıklı hikâye.  Duyan komşular ağlamış, Ağlamış da ağlamış. Çok şaşırmış. Peki, komşunun adı yok mu? Komşu. Komşuymuş adı komşunun, Anası babası koyarken ne düşünerek koymuş acaba. Fakat bunu komşuları da sormuş komşuya, “Adın niye komşu” Komşu demiş, “adımı komşu koydu.” Tamam demişler. Ne acıklı hikâye. Sonr...