Kayıtlar

Ekim, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Komşunun Hikayesini Komşularına Anlatan Komşular

Hadi, gelinde-kurabiye yapmış, Yapmış ama kurabiyenin tadı tuzu yokmuş. Demiş gelin, “kime versem bu tatsız kurabiyeyi” Aklına gelmiş birden ihtiyar komşusu. Çalmış gelin, komşusunun kapısını, “Tık tık tık” gelmemiş içerden ses. Bu sefer daha güçlü, “TIK TIK TIK” Açan olmamış “tıkı tıkı tık.” Beklemiş biraz gelin, Açar belki, alır kurabiyeyi. Beklemiş beklemiş, “TIK TIK TIK” Açmış komşu kapıyı, Almış kurabiyesini. Haberi yokmuş kadıncağızın, Kurabiyenin tadından. Komşu bakmış kurabiyenin tadına, Tadı tuzu yokmuş meğer. Almış bir tuzluk eline, Başlamış tuz ekmeye. Görenler şok olmuş, “Ne yapıyorsun” diye sormuş. “Tuz ekiyorum” demiş komşu, “Tadı tuzu yok bunun” Vah vah vah. Ne acıklı hikâye.  Duyan komşular ağlamış, Ağlamış da ağlamış. Çok şaşırmış. Peki, komşunun adı yok mu? Komşu. Komşuymuş adı komşunun, Anası babası koyarken ne düşünerek koymuş acaba. Fakat bunu komşuları da sormuş komşuya, “Adın niye komşu” Komşu demiş, “adımı komşu koydu.” Tamam demişler. Ne acıklı hikâye. Sonr...

Kayan Yıldızlar Diyarı 3

KORKUNÇ ANILAR        “Eeeğee…” çok sıkılmıştım. Saatlerdir bu çocukla oturmuş, birbirimize bakıyorduk. O ağlamaklı gözlerle, bense bıkkınlıkla. “eğğeee…” dedim tekrar, böyle boş boş oturmak istemiyordum. (Bana göre değildi.) Birkaç dakika daha bakıştıktan sonra ayağa kalktım. Ben ayağa kalkınca, o da başını kaldırdı. Yürümeye başladım. Bir o yana bir bu yana yürürken, o da benimle göz temasını kaybetmiyordu.      Oturdum. Bu sefer miniğe bakmaya koyuldum. Bizim rengimizden daha açık bir rengi vardı. Küçük gözleri, resmen bir havuzun içinde yüzüyordu. Ağzını buruşturmuş, ağlamamak için kendini zor tutuyormuş gibi görünüyordu. Üstelik göz temasını bir saniye bile kaybetmeden, gözlerimin içine bakmayı sürdürüyordu.     Bir saat önce yaptığım gibi tekrar konuşturmayı denedim. “Sen çocuk değil misin?” dedim. “Çocuklar konuşur. Hem de durmadan! Ben çocukken bir saniye bile konuşmadan duramazdım. Ablam bir kere…”   ...
Resim
  Çizer: Fatma Zehra Demirci