Kayan Yıldızlar Diyarı 2


                                                                İSTEMİYORUM!

 

    Sanırım bunu size söylemem gerekirdi. Ama söylemedim... büyük bir ihtimalle söylemezdim de. Sanırım söylemek zorundayım. Çünkü siz benim neden kaçamadığımı daha doğrusu neden kaçmak istediğimi anlamadınız. Ben... kalabalık ortamlardan korkarım. (Oh be, söyledim sonunda) Hem de çok. Bu yüzden toplanmamız gerektiğinde hemen oradan topuklarım. Ama kral beyefendi, bana taktı mı ne, bütün yıldızlar toplandığında benim olup olmadığıma bakar. Gıcık işte.   

    Kralımız Dilah'ın söylemesi üzerine, herkes toplanma alanındaydı. Büyük ve yaşlı gövdesiyle, herkesin önünde duran Dilah'ın, elini tutan minik bir yıldız vardı. Bu yıldızı tanımıyordum. Üstelik bu minik yıldız, epey minikti. Tıpkı... Küçüklük hallerimiz gibi... 

     Herkes bu minik yıldızın, kayan yıldızlar diyarına ait olmadığını kavramıştı. Gökyüzüne, gittikçe çoğalan fısıltılar yükseliyordu. Kralın yanına gelen iki tane muhafız yıldız, havalı gözlükleriyle ve heybetleriyle, etraftaki fısıltıları dindirmeye çalışıyordu. 

    Hiçbir şekilde dinmeyen bu fısıltılara dayanamayan kralın, höykürmesiyle etraf kuş uçmaz kervan geçmez bir yer haline geldi. Herkes sus pus olmuş, kralın diyeceği şeyi bekliyordu. Dilah, elini yumruk yapıp ters çevirdi ve ağzına götürdü, boğazını temizledikten sonra;

     "görmüş olduğunuz üzere bu minik yavrucak, yukarıdan (uzaya yukarı deriz) geldi. Henüz nasıl geldiğini bilmiyoruz, lakin en kısa zamanda bunun nedenini öğreneceğiz."

    Biri, "ağzını yoklayın" diye bir şey geveledi.

     "konuşmuyor." dedi kral hiddetle. " yavrucak o kadar korkmuş ki ağzını hiçbir şey açmıyor. Konuşmuyor, yemek yemiyor." derin bir nefes aldıktan sonra devam etti. "nasıl geldiğini öğrenene kadar birinin ona bakması gerekecek"

     Çoğu kişi sinirle, bazıları da üzüntüyle homurdandı. Kimse bu minik yıldızla ilgilenmek istemiyordu. Bende dahil. Bilirsiniz; çocuklar fazlasıyla haylazdır. Ama, kralın büyük gövdesinin arkasından, etrafı süzen korku dolu ve ıslak gözler, hiç de haylaz birini andırmıyordu.

    "ve bu kişi…" herkes nefesini tutmuş kralın ağzından çıkacak ismi bekliyordu. Ben hariç. Çünkü benim kadar yaramaz bir yıldız, minik bir yıldızla nasıl yan yana durabilirdi ki. "ARSE!" Kralın sesi herkesi rahatlattı. Ben hariç.

    İnanamıyorum! ben mi? yo yo yo, olamaz, böyle bir şey olamaz. Yanlış duymuş olmalıyım. Hey, neden herkes bana bakıyor!

   "Arse, yanıma gel" 

    Ay! bir de yanıma gel diyor. Ne hoş değil mi. Yok yok eminim, bu amcanın benimle alıp veremediği bir şey var. "Hey amcacım, yaşlı amcacım. Hatta dedecim. Ne cimli mimli konuşuyorum ya. DEDE!" Tabii ki de bunu demedim. Demek isterdim ama onun yerine ayaklarım, beni bu dedeni yanına, herkesin ortasına sürüklüyordu.

    İstemiyordum. Hem bu bebeğe bakmak istemiyordum, (ben bebek bakıcısı mıyım yahu!) hem de bu kalabalık topluluğun önüne çıkmak istemiyordum. İstemiyordum bana bakmalarını. İstemiyordum işte. Ama çok geçti, bütün gözler benim üzerimdeydi ve ben bu dedenin yanına doğru yürüyordum.

   Yanına ulaştığımda Dilah beni tebessümle süzdü. Sonra da "minik yavrucağa" baktı. Bende baktım. (İçgüdüsel olarak) Çocuk korkmuş gözlerle bana bakıyordu. Hiç kanmadım doğrusu! Belki biraz tatlı olabilir ama yine de onu istemiyorum.

    "Arse, beni iyi dinle. Bu minik yavrucağı sana emanet ediyorum. Kısa süreliğine. Nasıl geldiğini ve nasıl gideceğini bulduğumuzda onu senden geri alacağım."

    Oysa ben onu çok zor dinliyordum. Nasıl yani? bütün gözler benim üzerimdeyken onu dinleyebileceğimi mi sanıyordu. 

   Küçük yıldızı bana doğru sürüklediğini ancak yavrucak burnunu çekince anlayabildim...    

                                                                                                               

                                                                                                                               Devam edecek…

                                                                                                       ARHEZ AMTAF

 

YAZARDAN NOT: Bir sonraki bölümle “Kayan Yıldızlar Diyarı” serisi devam ediyor!

 

 

     

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanıma Gel Çekirge

Diğer Herkesin Yaptığı Gibi

Komşunun Hikayesini Komşularına Anlatan Komşular